Yeni Bir Ülkede, 21 Nisan 2010

Yazdır

Uruguay karasularında seyre başladığımızdan beri telsizden sık sık çağırıldığımızı duyuyoruz. Arayan istasyonla aramızdaki konuşmalar genellikle şu şekilde oluyor: “Uzaklar Dos, Uzaklar Dos! Burası La Paloma Liman Kontrol, beni duyuyor musunuz? “La Paloma, burası Uzaklar II, sizi duyuyoruz.” “Kaptan, bayrağınız, rotanız ve tahmini varış saatiniz nedir?”  Veya; “Uzaklar Dos, Uzaklar Dos! Burası Punta Del Este, 54 derece 49 dakika boylamına geldiğinizde bizi tekrar arar mısınız?” “Anlaşıldı Punta Del Este!”

Telsizin 16’ncı kanalında trafik çok yoğun… Liman ve sahil güvenlik görevlileriyle gemi zabitleri birbirlerini çağırıp duruyorlar. Aralarındaki konuşmalara bakılırsa yetkililerin en küçük tekneden en büyük tankere kadar tüm deniz araçlarını takip ettikleri anlaşılıyor. Sadece Uruguay limanlarına giden gemiler değil, transit geçiş yapan gemiler de sıkı bir takip altında. Bu durumu önce yadırgıyoruz. Hele bizi ilk çağırışlarında önce hiç üstümüze almıyoruz. “Herhalde bir başkasını çağırıyorlardır, isim benzerliği olmalı…” diye düşünüyoruz.

Uzaklar Uruguay'da

 

Böyle düşünmekte haksız da sayılmayız. Brezilya sahilleri boyunca bin beş yüz mil gitmiş, ancak bir kez dahi telsizden adımızın anons edildiğini duymamıştık. Sadece bizim değil başka bir teknenin çağırıldığına da şahit olmamıştık. Brezilyalı deniz otoritelerinin karasularında seyreden yabancı teknelere karşı son derece rahat bir tavır içinde olduklarını görmüştük. Bir yardım çağrısı veya ihbar olmadıkça kimsenin ne yaptığına, nereden gelip nereye gittiğine karışmıyorlardı.

Prefectura

Ancak Uruguay başka bir ülke ve kuralları komşusu Brezilya’dan çok farklı… Otoriteler karasularındaki yabancı teknelerin her hareketini takip etmek istiyorlar. Bizdeki sahil güvenlik teşkilatının buradaki karşılığı olan “Prefectura” tüm deniz araçlarının hareketini kontrol altında tutuyor. Onlardan habersiz denizde kuş bile uçmuyor.

Uzaklar Piriapolis'te

Birkaç gün önce Piriapolis adlı küçük bir balıkçı limanına girdik. Uzaklar II’yi  limanın yatlara ayrılmış rıhtımına kıçtan kara bağladık. O akşam çok kuvvetli bir fırtına bardaktan boşanırcasına yağan yağmurla birlikte bindirdi. Deliler gibi esen rüzgâr rıhtıma bağlı teknelerin üzerine kötü bir kâbus gibi çöktü. Tekneler kuru direk olmalarına rağmen sanki yelkenleri açıkmış gibi yan yatıyorlardı. Neyse ki hepimiz korunaklı bir limandaydık. Bundan fazlası olmazdı. Güverteyi neta ettikten sonra kamaranın güvenli sıcağına sığındık. Dışarısı ıslak ve soğuktu. Rüzgârın armadaki uğultusunu dinlerken bu havayı denizde karşılamak zorunda kalan denizciler için dua ettik.